YAYINLARIMIZ

8/7/2018
Fransız Devrimi ile başlayan Fikri Mülkiyet Hakları
Tarihsel süreç boyunca evrilerek günümüze kadar gelen “fikri mülkiyet hakları”, 1789 Fransız Devrimi ile uluslararası literatürde yerini almıştır. İlkçağ ve Ortaçağ’ın başlarında eserlerin yaygınlaştır...

Tarihsel süreç boyunca evrilerek günümüze kadar gelen “fikri mülkiyet hakları”, 1789 Fransız Devrimi ile uluslararası literatürde yerini almıştır. İlkçağ ve Ortaçağ’ın başlarında eserlerin yaygınlaştırılması durumunun mümkün olmamasından kaynaklı olarak, fikri mülkiyet haklarının korunması söz konusu olmamıştır. Fransız Dönemi’ne kadar olan süreç matbaanın gelişimi ile eserler çoğaltılmaya ve ekonomik anlamda değer biçilmeye başlanmıştır. Fikri mülkiyet hakları başlığı altında incelenen “sınai haklar” ise, Sanayi Devrimi’nin gerçekleşmesi ile birlikte geliştirilmeye başlanmıştır. Türkiye’de ise, 1850 yılında yayımlanan “Encümen-i Daniş Nizamnamesi” ile ilk kez telif hakkı yürürlüğe konulmuş ve 1879 yılında çıkarılan “İhtira Beratı Kanunu” ile Türkiye dünyada patent kanunu çıkaran altınca ülke konumuna gelmiştir. 1952 yılına gelindiğinde ise, bazı değişiklere rağmen hala yürürlükte olan FSEK (Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu) ile fikri mülkiyet üzerine yapılan çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Mutlak hak olarak kabul edilen fikri mülkiyet hakkı, yasal koruma süresi bakımından ülkelere göre farklılık göstermekte ve bu süre sona erdikten sonra kamuya ait olarak karşımıza çıkmaktadır. Fikir ve sanat eserlerinin çeşitleri FSEK’in 2,3 ve 4. Maddelerinde belirtilmiş ve dört ana başlık altında incelenmiştir; ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserler, güzel sanat eserleri ve sinema eserleri.

FSEK m. 80/1 hükmü bir fikir ve sanat eserini özgün biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden kişileri sanatçı olarak nitelendirmektedir. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği’nin 4/b maddesinde icracı sanatçılar; sanat eserleri ile folklor eserlerini özgün biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyuncular, ses sanatçıları, müzisyenler, dansçılar vb. diğer kişiler şeklinde tanımlanmışlardır. Bu bağlamda icracı sanatçılar; piyano, keman, viyola, flüt, davul, saz, mandolin gibi müzik aletlerini çalanlar; şarkıcılar, sahne oyuncuları; dansçılar, orkestra şefleri; tonmaysterler; tiyatro yönetmenleri; sinema ve tiyatro dekorcuları, şiir ve hikâye okuyanlar gibi eserin özgün biçimde icrasında katkı ve rol sahibi olan kimselerdir. İcracı sanatçıların hakları, eser sahibinin hakları gibi manevi ve mali olmak üzere iki tür yetkiden oluşmaktadır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 4630 sayılı Kanun’la değişik 80. maddesi “İcracı sanatçılar, mali haklardan bağımsız olarak ve bu hakları devretmelerinden sonra dahi, tespit edilmiş icraları ile ilgili olarak uygulama şartlarının gerektirdiği durumlar hariç, icralarının sahibi olarak tanıtılmalarını ve icralarının kendi itibarlarını zedeleyebilecek şekilde tahrif edilmesi ve bozulmasının önlenmesini talep etme hakkına sahiptirler” şeklinde bir düzenleme getirmiştir. Kanun böylece manevi nitelikli haklardan “adın belirtilmesini talep” ve “icranın bütünlüğünün korunması“ gibi önemli iki hakka yer vermiş bulunmaktadır.

İcracı sanatçıların manevi hakları, mali haklarından bağımsızdır. Mali hakları devretmiş olsa bile, icracı sanatçının devrettiği icra üzerinde adının belirtilmesini istemesi ve icranın tahrifine karşı koyması mümkündür. Ancak icracı sanatçı itibarını zedelemeyecek düzeydeki değişikliklere engel olamaz. 4630 sayılı Kanun manevi haklar yanında, icracı sanatçılar için mali hakları da tanımıştır. Buna göre bir eser sahibinin izniyle icracı sanatçı “bu icranın tespit edilmesine, bu tespitin çoğaltılmasına, satılmasına, dağıtılmasına, kiralanmasına ve ödünç verilmesine, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine ve temsiline izin verme veya yasaklama hususunda münhasıran hak sahibidir” (FSEK m. 80/A-2). İcracı sanatçılar icra üzerindeki mali haklarını bizzat kullanacakları gibi başkalarına da devredebilirler. Ayrıca icracı sanatçı, eser sahibi de olmak üzere üçüncü kişileri mali hakları izni olmadan kullanmaktan men edebilir.
FSEK’te icracı sanatçılara mali haklar yanında manevi haklar da sağlanmış bulunmaktadır.

İCRACI SANATÇI OLARAK KORUNMA ŞARTLARI
1. Gerçek kişi olmalıdır.
2. Sanat Faaliyet İcra Ediyor Olmalıdır.
3. Eserin İcrası Söz Konusu Olmalıdır.

MANEVİ HAKLAR
İcracı sanatçı; icra sahibi olarak tanınma ve icrasının itibarını koruma(tahrifat veya bozmaya karşı çıkma) konusunda manevi haklara sahiptir. İcracı sanatçıların mali ve manevi hakları sınırlı sayılı olup, yorum veya kıyas ile genişletilemez.
İcracı Sanatçıların Mali Haklarını bedel karşılığında yapımcılara devredebileceği FSEK madde 80 kapsamda belirtilmiştir. Ancak yalnızca yapımcıya değil meslek birliklerine veya 3. kişilere de devredebilirler. Uygulamada çoğu kez eser sahipleri gibi icracı sanatçılar da bu haklarını yapımcıya devretmekte, yapımcılar ise buna ilişkin gerekli reklam ve tanıtım faaliyetlerini yürütmektedirler. Keza icracı sanatçılar haklarının korunması ve takibi için meslek birliklerine de haklarını devredebilirler. Manevi haklar ise şahsa sıkı suretle bağlı haklardan olduğundan devri mümkün olmasa da eser sahipleri gibi icracı sanatçılarında manevi haklarını devredebilecekleri doktrinde kabul edilmektedir.

 

YUKARI ÇIK